25 Temmuz 2010 Pazar

Zalim Periler





















Bugün postadan çıkan indirim kuponlarını incelerken bir süredir aldığım Pampers'ın promosyonları ilişti gözüme. Yeni bir anne olarak elbette bebeğim için en iyi ürünleri seçmeye gayret ediyorum. Pampers, yani Türkiye'deki bilinen ismiyle Prima bebe ürünlerinde en çok göze batan markaların ilk 3'ünde yer alır desem abartmış olmam sanırım.

Ne zaman bir marka bu kadar öne çıksa benim içimi bir şüphe alır. Ticari anlayışlarında inançlarıma, değerlerime aykırı birşeyler bulacağımdan şüphelenirim. Bugün de öyle oldu. Pampers'ın sitesine girmemle markanın Procter & Gamble'a ait olduğunu anlamam bir oldu. Maalesef... Maalesef diyorum, çünkü aranızda bilmeyenlerin olduğundan eminim:

Procter & Gamble hayvanlara sürekli işkence etmesiyle nam salmış bir şirkettir. Her yıl Procter & Gambel laboratuvarlarında gereksiz deneylere tabi tutulduktan sonra öldürülen hayvanların haddi hesabı yoktur. Bilmelisiniz ki kullandığınız her Procter & Gamble deterjanı ve çamaşır tozuna binlerce fare, hamster ve tavşanın kanı karışmıştır. Kediniz, köpeğiniz için aldığınız her Procter & Gamble kedi-köpek maması sahipsiz kedi ve köpekler üzerinde en ağır laboratuvar koşulları altında denenmiş, bu hayvanlar ölene dek deneyler sürdürülmüştür.

Procter & Gamble'ın ürünlerinde sık sık 'yeni formül', 'geliştirilmiş formül' ibareleri görürsünüz. Bu formüllerin kimler veya neler üzerinde denendiğini daha önce düşünmediyseniz şimdi bir fikriniz olmalı... Unutmayın ki Procter & Gamble'ın biricik gayesi daha çok ve daha çok para kazanmaktır. Bu amaca ulaşmaya çalışırken binlerce küçük hayvanın kanına girmekte, canını almakta bir sakınca görmeyen bu acımasız şirketi lütfen boykot edelim.

Ben bir anneyim ve elbette çocuğum için en iyi, en sağlıklı ürünleri kullanmak isterim. Ancak bu ürünlerin sağlıklılığının sertifikası masum hayvanların canı alınarak çıkarıldıysa, piyasada başka ürünler aramayı tercih ederim. Çocuğum için kullandığım hiçbir deterjan, onun kursağına giren bir tek lokma bile dünyadaki diğer kardeşlerimizin kanı ve canıyla ödenmiş olmamalı. Eğer olmuşsa bunun günahı önce benim, sonra çocuğumun boynunadır. Siz karma'ya inanır mısınız?

Ben inanırım.


Dipnot: Merak ediyorsanız, marketlerde en çok gözünüze çarpacak P & G ürünlerinin bir listesi aşağıda bulunmaktadır:

Fairy
Flash
Ace
Ariel
Bold
Daz
Lenor
Always/Alldays
Tampax
Head & Shoulders
Herbal Essences
Pantene
Max Factor
Nice'n Easy
Febreze
Gilette
Olay
Oral B
Pampers
Pringles
Shockwaves
Vicks
Wash'n Go
Wella
Hugo Boss
Dolce & Gabbana
Dunhill
Escada
Georgio Beverly Hills
Gucci
Lacoste
Montblanc
Old Spice
Valentino
IAMS
Braun

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Şamil Tayyar'ın Dayanılmaz Hafifliği




















Şamil Tayyar'ın bugünkü yazısını okumayanlar olabilir. Bu müthiş araştırmacı-gazetecilik örneği kenarda köşede heba olmasın diye naçizane blogumda yer vereyim dedim...

Nasıl yapmış, nereden bulmuşsa Şamil Tayyar Kemal Kılıçdaroğlu'nun çok konuşulan kurultay kostümünün faturasını ele geçirmiş. Veee, fatura Yaşar Tüzün'ün adına kesilmişmiş! Evet, yanlış okumadınız! Dehşet verici gerçeği Şamil Bey'in kendi sütunundaki açıklamalarından okuyalım:

"Faturadaki isim, Yaşar Tüzün...

Kimdir? CHP Bilecik Milletvekili...
Hemen aradım, “Fatura sizin isminize kesilmiş, parayı siz mi ödediniz?” diye sordum. Açık yüreklilikle “Evet” dedi.

CHP’li vekil faturanın öyküsünü şöyle anlattı: “Sayın genel başkan alışveriş yapmıştı. Pantolonun paçası, ceketin kol boyu gibi tadilat vardı, teslimat için Cuma gününü verdiler. Kurultay da Cumartesi’ydi. Genel başkanın vakti olmadığı için ben teslim almaya gittim, parasını ben ödediğim için fatura adıma kesildi. Ama genel başkan daha sonra sekreteri Şükran hanıma talimat verdi, son kuruşuna kadar paramı ödediler.”

Alışveriş yapan herkes bilir, ödeme, tadilat sonrası teslimat sırasında değil, alışverişin yapıldığı ilk anda gerçekleştirilir, ardından fatura kesilir. Bedeli ödenmemiş hiçbir ürün tadilata gönderilmez.

Bu durumda ya CHP’li vekil siyasi nezaketi gereği doğruyu söyleyemiyor ya da Kemal Bey’in özel konumu nedeniyle ayrıcalık sağlandı. Vekilin “Son kuruşuna kadar paramı ödediler” sözünü de aksi ispat oluncaya kadar doğru kabul ediyorum."

Bu Şamil Bey ne inanılmaz bir adamdır ki gazeteciliğin hakkını vermiş, şimdi bir de yargı makamına soyunuyor. İfadeye bakar mısınız: Vekilin “Son kuruşuna kadar paramı ödediler” sözünü de aksi ispat oluncaya kadar doğru kabul ediyorum."

Ölür müsün, öldürür müsün? Ben bu ifadeye sabah sabah çok güldüm :)) Sonra düşündüm ki aslında durum başka insanlar için tehlike arzedebilir. Satılmış ve dirayetsiz basın üyelerinin halkı yalan yanlış yönlendirmesini kastetmiyorum elbette. Ben daha ziyade Ayşe Arman için endişelendim... Buradan ona Sayın Şamil Tayyar'ın magazin gazeteciliğine soyunduğunu ispiyonlamak istiyorum. O da rakiplerini bilsin,
di mi? :))